Portakal Haber Ajansı
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖNEMLİ LİNKLER



Nöbetçi Eczaneler

Yankılı Değil, Yalın Türkçe

Yankılı Değil, Yalın Türkçe

Tarih 17 Mayıs 2019, 01:27 Editör Seçme Yazarlar

"Türkçe, dünya dillerinin en köklülerinden ve birçok ulus dilinin de atası olan bir dildir. Japonya’dan, Finlandiya’ya; Hindistan, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Macar ovalarına hatta Amerika kıtasına kadar uzanan oldukça geniş bir sahada etkisini göstermiştir." sözleri ANTALYA-SERİK'ten Emekli öğretmen Aziz DOLU Atabey'in www.azizdolu.wordpress.com internet sitesindeki çalışmasının 20.04.2019 tarihli, SOSYAL Medya paylaşımındandır... Pha/S.paşa-TEKİRDAĞ/YerelHabermerkezi-SOSYAL-MEDYA-YORUM-Haber/Türkiye

Yankılı Değil, Yalın Türkçe
Pha'nın NOTU: "Türkçe, dünya dillerinin en köklülerinden ve birçok ulus dilinin de atası olan bir dildir. Japonya’dan, Finlandiya’ya; Hindistan, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Macar ovalarına hatta Amerika kıtasına kadar uzanan oldukça geniş bir sahada etkisini göstermiştir." sözleri ANTALYA-SERİK'ten Emekli öğretmen Aziz DOLU Atabey'in www.azizdolu.wordpress.com internet sitesindeki çalışmasının 20.04.2019 tarihli, SOSYAL Medya paylaşımındandır...
Aziz DOLU ATABEY başlığını "YANKILI Değil, YALIN TÜRKÇE" olarak koyduğu, TARİHİ Tespitler le dolu, bu YORUM Haberinde, GAZİ Mustafa KEMAL Atatürk'ün "En büyük hayalim Ankara'da basılan bir gazetenin Türkiye'den, Uygurlara kadar bütün Türkler tarafından okunup anlaşılmasıdır." sözlerini ve bir nevi VASİYETİNİ ÖNE çıkarmaktadır... ANLAYANA...
Yazısına başlarken bunları dile getiren AZİZ DOLU ATABEY, devamında, çok etkili ve isabetli örnekler vererek araştırmacıları ve DİL BİLİMCİLERİNİ bu TÜRKÇE hazinesini araştırmaya özendirmektedir...
Buyrun Yazının tamamını aşağıya aldık...
Türkçe, dünya dillerinin en köklülerinden ve birçok ulus dilinin de atası olan bir dildir. Japonya’dan, Finlandiya’ya; Hindistan, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Macar ovalarına hatta Amerika kıtasına kadar uzanan oldukça geniş bir sahada etkisini göstermiştir. Büyük ve küçük ünlü uyumu kuralları ile ses güzelliğini mükemmel şekilde sağlayan Türkçe dilbilimciler (etimolog), tarafından matematik dili olarak da  tanımlamıştır. Türkçenin yazıldığı gibi okunup, okunduğu gibi yazıldığını; bu özelliği ile de bilgisayar ve sanalağ (internet) ortamında İngilizceden daha üstün ve daha verimli olduğunu savunan dilbilimciler de vardır.
Türkçenin sıkıntıları, sorunları var mıdır? Varsa, nelerdir? Türkçenin en büyük sorunu çok geniş bir sahaya yayılmasının doğal sonucu olarak farklı lehçelere ve onlarca şiveye ayrılmasıdır. Bir başka sorun farklı bölgelerde, farklı abecelerin (alfabe, elifba) kullanılmasıdır. Yine işgal altında olan ya da azınlık durumunda kalınan yerlerde Türkçeye uygulanan kısıtlamalar, yasaklamalar büyük sorunlara yol açmaktadır. Bu noktada “En büyük hayalim Ankara’da basılan bir gazetenin Türkiye’den, Uygurlara kadar bütün Türkler tarafından okunup anlaşılmasıdır.” diyen Atatürk’ün sözü bizler için bir buyruk, bir vasiyet olmalıdır.
Anadolu Türkçesi söz konusu olduğunda gereksiz yere kullanılan Batı menşeli (İngilizce, Fransızca..) köksüz ve ruhsuz sözcükler ve yine ağdala gibi dilimizi sarmış olan Ortadoğu dilleri (Arapça, Farsça..) de büyük sorun oluşturmaktadır. Misal işgal gücü gibi algılanan İngilizceye karşı direnç gösterilirken; bir Arapça – dinî kaygılarla- dilimizin, edebiyatımızın, irfanımızın (culture/kültür) baş köşesine buyur edilmektedir. Hem de bilgisiz (cahil), görgüsüz, paldır-küldür bir şekilde… Yeri gelmişken ipini koparmışçasına dilimize doluşan ve çoğu zaman da yalan-yanlış kullanılan Arapça sözcüklerle ilgili birkaç örnek verelim.
Doğu Türkistan’dan, Türkmenistan, İran, Azerbaycan, Anadolu, Balkanlar diye uzayıp giden sahada konuşulan dil Oğuz Türkçesi yahut Güney Türkçesi olarak adlandırılır. Bu bölgede sıkça kullanılan Arapça kökenli sözcüklerden biri “alim” sözcüğü olup, bu sözcüğe karşılık olarak Türkçede bilge, bilgin, bilgili sözcükleri bulunmaktadır. Sözcüğün çoğulu ise ulema biçiminde söylenir. Bu noktada Arapça düşkünleri (metfun) tarafından ulemalar biçimindeki kullanımının Türkçedeki karşılığı “bilgin-ler-ler” biçiminde yankılı (ekolu) bir okuma veya konuşma olmaktadır. Konuşma engelli bireyler söz konusu olduğunda, bu durumu “kekemelik” olarak da adlandırabilirsiniz.
Öz Türkçede “uğru” diye bir sözcük vardır. Anadolu Türkçesinde bu sözcük bırakılmış yerine başka bir dilden “şaki” sözcüğü ve yine bu sözcüğün çoğulu olan “eşkiya” sözcüğü alınmıştır. Yani şaki sözcüğünün Türkçe karşılığı uğru; Batı illerindeki karşılığı ise terrorist (terörist)… “Eşkiya” ise uğrular, teröristler demektir. Kısacası (vel’hâsıl) Arapça düşkünü kişiler (zevat) “eşkiyalar” dediğinde “uğru-lar-lar”, “terörist-ler-ler” demiş olmakta ve ortaya yankılı (ekolu) bir dil çıkmaktadır. Bu konudaki çarpıcı (shock/şo:k) örneklerden biri de Şener Şen’in başoyuncu olduğu “Eşkiya” filimidir (film) canlar. Türk sinemasının en iyileri arasında gösterilen bu eserde bile açık (bariz) şekilde hata yapılmıştır. Bir tane uğrudan (şaki) hareketle; filimin adı -olsa olsa- “Şaki” olmalıdır. 
Türkiye’nin ulusal (millî) gazete ve televizyonlarında, en ünlü yayınevlerinde bile “evliyalar” sözcüğünün yaygın olarak kullanıldığına tanık oluyoruz. Misal dinci/İslâmcı çizgide duran bir yayınevi, “Evliyalar Ansiklopledisi” adı altında 5 ciltten oluşan derleme bir eser bile yayımlamıştır. Türkçedeki eren ve/veya ermiş sözcüklerinin karşılıklarının Arapçada “veli”, Farsçada ise “dost” sözcükleri olduğunu söyleyebiliriz. Veli sözcüğünün çoğulu ise “evliya” sözcüğüdür. Kısacası Arapça düşkünleri “evliyalar” derken, aslında “eren-ler-ler”, “dost-lar-lar” demektedirler.
Ülkemizin kamu kurum ve kuruluşlarında, basın-yayın organlarında ve halk indinde sıkça tanık olunan dil kusurlarından biri de “evraklar” biçimindeki sözcük kullanımıdır.  “Evrakları doldur/hazırla/getir/götür!..” biçiminde sözlere, isteklere tanık olmuşsunuzdur. Büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı “dilde, öze dönüş” hareketinin kazanımlarından olan “belge” sözcüğünün Arapça karşılığı “varak” ve yine çoğulu ise “evrak” sözcükleridir. Haliyle bir kişi (zat) “evraklar” deyince, “belge-ler-ler” demiş olmaktadır. Bu durumda ülkemizin kurum ve kuruluşlarının her Allah’ın günü yankılı konuşan ve/veya kekeme yani konuşma özürlü kişilerle dolup taştığını düşünebilirsiniz.
Hacı-hoca takımından (taife/tayfa), sokaktaki sıradan kişilere kadar herkesin yanlış kullandığı bir diğer sözcük; tarikat… Türkçedeki “yol” sözcüğünün Arapçadaki karşılığı “tarik” ve yine çoğulu ise “tarikat” sözcükleridir. Arapça düşkünleri her “tarikatlar” deyişlerinde bilip-bilmeden “yol-lar-lar” demektedirler. Sözüm ona bir tarikata bağlanan, kapılanan (bilindik söylemle ihtisap eden) ama onlarca yıl geçmesine; sakal bir karış, sarık bir kulaç olmasına rağmen bir türlü Tanrı’ya ulaşamayan sofuların (sofiler) niye yolda kaldıkları da böylelikle ortaya çıkmış oluyor. Ee tabi onca yankıya orta/iç kulak mı dayanır denge sıvısı mı kalır değil mi ama?!. Para karşılığı felsefe öğreten gezgin filozoflara sofistler denir bu arada. Cemaat, tarikat ehli kişilerin parayı niye çok sevdiklerinin nedeni -kim bilir- belki de antik dönemlerde gizlidir!.
Günümüzde, birine “velet” derseniz size tepki gösterebilir. Çünkü bir hayli anlam kaymasına uğramıştır. Oysaki Arapça velet sözcüğü, “çocuk” demektir. Sözcüğün çoğulu ise “evlat” biçiminde söylenir. Arapça düşkünlerinin, bu sözcüğü “evlatlar” biçiminde kullandıklarına da tanık olunmaktadır. Bu durumda da dilimizdeki tam karşılığı “çocuk-lar-lar” olmaktadır. Mevlana’nın oğlunun adının Velet Çelebi olduğunu; Mevlevîlik yolunun (tarik), onun tarafından kurduğunu da belirtelim.
İmam-Hatip Lisesi mezunlarının, cemaat-tarikat takımının (tayfa) kuru bir inatla sürdürdükleri Arapça düşkünlüğü Türkçemizin güzelliğine gölge düşürmekte; gelişmesine sekte vurmaktadır. Misal imam ve/veya müezinlerin ağız birliği etmişçesine yineleyip (tekrar, tekerrür) durdukları “Sen bizi hayır ve hasenata nail eyle Allah’ım!” tümcesini ele alalım: Sıradan bilgi sahiplerince evet sözcüğünün karşıtı sanılsa da Arapçadaki hayır sözcüğü “iyilik” demektir. Arapça hasenat çoğul anlam taşımakta olup, “güzellikler” anlamındadır. Esma’nın, adlar; Hacer’in, taş; Kezban’ın, yalancı demek olduğunu da bilmezseniz -Kuran’dan ad koyma takıntısı ile- çocuklarınıza Hacer, Kezban, Nail-Naile demeye devam edersiniz. Bizim obada yaşıyorsanız; “Nail” denildiğinde aklınıza eski muhtar gelir misal. Ama “Oku!.” diyen Tanrı’ya, “Çocuklarınıza güzel ad koyun.” diyen elçisine (resul) kulak verirseniz işler değişir. “Nail eyle”nin eriştir, kavuştur demek olduğunu bilirsiniz. Türklerin, Tanrı dediğine; Arapların, el-İlâh (Allah) dediğini de haliyle… Gelin şimdi Yaradan’a yakarışımızı (dua) güzel Türkçemizle yapalım: Sen bizi iyilik ve güzelliklere eriştir/kavuştur Tanrı’m!.
Az sözcükle, çok şey anlatma becerisi ile dünya dillerine fersah fersah fark atan Türkçemizin, Arapça karşısındaki açık ara üstünlüğünü görüyorsunuz. Sesli harf yönünden çok zengin olan Türkçemizin sıradan (basit) bir “-lar/-ler” takısı ile üstelik de sözcüğün okunuşunu, yazılışını değiştirmeden ortaya koyduğu dil becerisi mi sesli harf yönünden oldukça kısır olan Arapçanın tekil ve çoğul sözcüklerindeki karmakarışıklık mı?!.
Çoğul ekleri konusunu gülünç (trajikomik) bir örnekle noktalayalım. Türkçemizdeki damga sözcüğünün Arapçadaki karşılığı “harf” ve harf sözcüğünün çoğulu da huruf yani damgalar/harfler… Tekrar bir çoğul eki ile hurufat yani damga-lar-lar/harf-ler-ler… Burdan sonrasında sözcükler yetersiz (kelimeler kifayetsiz) kalmaktadır. Hurafatlar yani damga-lar-lar-lar/harf-ler-ler-ler!.. Benzer gülünçlükler İngilizce için de geçerlidir bu arada. Misal “cap”, kapak demektir. Çoğulu olan caps ise kapaklar… Yeni (modern) zamanların sömürge dili olan İngilizceden aparılan bu sözcüğü, ülkemizdeki kimi düşkünler “capsler”  biçiminde söyleyip, yazmaktadırlar. Yani “kapak-lar-lar” olarak!.. Haliyle bu bilgi de İngilizce düşkünlerine kapak olsun. Özetle (hülasa) ülkemizdeki “anadan doğma (üryan)” müslimler (müslim-an/müslüm-an) de artık Arapça adlar taşımakla gerçek müslim (müslüm) olun(a)mayacağını; Arapça sözcükler sayıklamakla cennette çiftlik kurul(a)mayacağını aklının bir köşesine yazmalıdır. Bülbül mü, karga mı?. Gül mü, deve sidiği -affedersiniz- dikeni mi?. Başı belli sonu belli olmayan yankılı Türkçe mi; Yesevî’nin, Yunus’un konuştuğu arı-duru, yalın (öz) Türkçe mi?!. Seçim, Olcay Han’dan (Hz. Yafes) türeyip, Oğuz Kağan’la (Zü’l-karn-eyn) yürüyen; Alp Er Tunga ile bağrı yanıp, Tomris Hatun’la serinleyen; Mete Han’la coşup, Attila ile çağlayan; Tanrı’nın ordusu, İstanbul’un fatihi müslimlerin!.
Aziz Dolu Atabey
Serik-20.04.2019

Bak1: https://azizdolu.wordpress.com/2019/04/20/yankili-degil-yalin-turkce/?fbclid=IwAR3RdfIvlbNXhll7JOk8xDzl_UN7cvoidTKqtZk5igCMUi8uSNvBuFlxbmI

Bu haber 218 defa okunmuştur.

Twitter  Facebook  Google  Delicious  FriendFeed  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Türkiye

AB Türkiye Delegasyonu, Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve Muhalefetle Türkiye'de; Kentsel Ulaşımın Desteklenmesi Amacıyla YÜRÜYECEK..!

AB Türkiye Delegasyonu, Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve  Muhalefetle Türkiye'de; Kentsel Ulaşımın Desteklenmesi Amacıyla YÜRÜYECEK..! 16.09.2019'da ANKARA'dan ulaşan bilgiye göre; Avrupa Komisyonu, temiz hareketlilik ve sürdürülebilir kentse...

Tekirdağ Süleymanpaşa'da Hava Kalitesi Son Üç Yılda Arttı

Tekirdağ Süleymanpaşa'da Hava Kalitesi Son Üç Yılda Arttı Temiz Hava Hakkı Platformu’nun 3 yıllık hava kirliliği raporlarına göre Tekirdağ-Süleymanpaşa hava kalitesini arttı...
İSTANBUL SEYAHAT SOSYAL YÖNÜ OLAN BİR İŞLETMEDİR15 Ağustos 2019

ANKET

SANAL BASIN'ın İnternet Tiraj Değerlendirmelerini İnandırıcı Buluyormusunuz? SANAL BASIN'ı Ne Kadar Önemsiyorsunuz?






Tüm Anketler

Şans Oyunları

booked.net

Dost Siteler





















sanalbasin.com uyesidir Toplist25
Twitter Facebook

Tüm hakları Portakal Haber Ajansına aittir kaynak belirtilmeden yazı ve görsellerin kullanılması yasaktır (c) 2013..2018 | Powered by SoykanSoft
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi